Her haftasonu olduğu gibi Halil Ağın, Ali Çınkı ve ben çalışmak için ofise geldik. Kızılayın trafiğe kapalı olmasından dolayı ben biraz geciktim. Halil Ağın dün öğlen 12:00′dan beri yemek yemediğini, muazzam bir kahvaltı yapmak istediğini söyleyince dışarı çıkıp yakınlarda kahvaltı veren bir yere gidip oturduk. Kahvaltı da sohbette muazzamdı her ikisine teşekkür ederim.
Sohbet ederken konu “ben gidersem işler durur” zihniyetinde olan ekip elemanlarına geldi ve anılar anlatıldı. Burdan yola çıkarak bir yazı yazasım geldi nedense!
Yazının başlığınıda Zaman yazarlarından A. Turan Alkan’ın yazmış olduğu “Terhisi gelmiş bölük yazıcısı sendromu” undan esinlerek koydum. Yazıda bir askerlik anısını paylaşmış;
Bizim bataryanın bir yazıcısı var; uyanık bir onbaşı. Bunun terhisi yaklaşınca ayranı kabardı, “Bak asteğmenim, ben gittiğim gün bu bölükte işler şak diye durur, görürsünüz” diye kasım kasım kasılıyor. Nitekim terhis oldu; batarya başçavuşu bunun yerine okuma-yazması olan bir çiçeği burnunda onbaşı getirdi ve hayrettir işler yine eskiden olduğu gibi tıkır tıkır yürümeye devam etti!
Haa, dedik o zaman, demek ki böyle oluyormuş. O günden beri, “Ben gidersem işler hepten yatar?” şeklindeki kostaklanmalara ben “Terhisi gelen bölük yazıcısı sendromu” ismini verdim. Siyaset bilimine nâçiz bir armağanımdır; fedâ olsun (Bizde daha neler var…)
Bende bunu gitme zamanı gelen ekip üyesi sendromu olarak değiştirmek istiyorum. Buda proje yönetimi camiasına benim armağanım olsun:)
Biz bir aileyiz denmesinden hiç haz etmediğimi daha önceki yazılarımdan birinde belirtmiştim ve ekip olmanın daha anlamlı olduğunu söylemiştim. Şimdide ekip arasındaki çürük elmaların nasıl davrandığına değineyim biraz.
Herşey yolundadır işler tıkır tıkır işliyordur taki ekipte yer alan birinin “ulen ben olmasam sıçtınız” demesine kadar. Neden sıçalım hocam? demeyin sakın yaptığı her bir haltı ballandıra ballandıra ve uzun uzun anlatmaya başlar.
Böyle adamlara yakın geçmişte yaşanan bir olayı hatırlatmakta fayda var heralde, Polonya devlet erkanı uçak kazasında öldü de ülkemi battı? yokmu oldu? Bildiğim kadarı halen Polonya diye bir ülke var.
Gitme zamanı gelen ekip üyesinin bazı davranışları şöyledir;
- Gıcık herifin biridir
- Bildiğini kimseyle paylaşmaz
- Herşeyi kendi yapmaya çalışır
- Birşey sorduğunda eksik bilgi verir ve hata yapmana neden olur
- Etrafındakileri küçümser gözlerle süzer
- Kendisinin olmaması durumunda işlerin duracağını her fırsatta dile getirmeye özen gösterir
- Her toplantıda yöneticilerine bir sürü öneride bulunur ve hiçbirinin hayata geçmesine izin vermez
- Bir Fatih Terim veya Burhan Altintop gibidir diyebiliriz.
Eğer yukarıdakilerden bazılarını barındıran ekip üyeleriniz varsa yandınız demektir. Bu tiplerle çalışmak için büyük sabır sahibi olmanız lazım.
Daha yazacak çok şey varda bu kadar yeterli heralde.

